Neden keçi sütü

 Keçi sütünün yağ molekülleri daha ufak ve proteinin oluşturduğu pıhtı daha yumuşak olduğu için sindirimi inek sütünden daha kolaydır.
 Keçi sütünü bebeklerin beslenmeleri, hasta ve sakat kimselerin diyetlerinde pratik ve özel bir yere sahiptir.

 Keçi sütünün kolay hazmı yetişkinlerde de ketozis vekaraciğer hastalıklarında ayrı bir önem taşır.
 Stres-gerginlik, sinirsel nedenlerle hazımsızlık ve kabızlık durumlarında da keçi sütünün kolay hazmı ve yüksek B1, B2 vitamin içeriği yararlı olmaktadır.
 İlaçların kullanılmasını gerektiren hazım sorunlarında ve peptik ülserlerin tedavisinde keçi sütünün yüksek “buffer” özelliği yarar sağlamaktadır.
 Yüksek “fosfat” içeriği için Türkiye gibi yeterince et ve balık tüketemeyen toplumlarda beslenmeye önemli bir katkı sağlamaktadır.
 Keçi sütünün düzenli olarak tüketilmesinin, egzama, astım, sindirim rahatsızlıkları, varisle ilgili bazı rahatsızlıkların ve alerjik durumların tedavisinde yararlı olmaktadır. Bu nedenle birçok Avrupa ülkesinde keçi sütünden yapılan mamuller özel sağlık dükkânlarında (Health Shop) özel fiyatlarla satılmaktadır.
 Keçi sütü genellikle diğer sütlerden daha az mikroorganizma içermektedir. Organizma da iltihaplanmayı önleyici olduğu saptanan yağ asitlerini içermektedir. Geceleri oluşan öksürük nöbetlerini ve el, yüz ve cinsel organlardaki egzamaları yok eder.
 Özellikle kanser hastaları bu sütü tercih etmelidirler.İnek sütünü, sindirmeyen ve "alerjik reaksiyon" gösteren bebek ve çocuklar keçi sütünü kolayca sindirebilmektedirler.

Keçi sütü, alkali veya asit zehirlenmelerini önlemede ve peptik ülser ve gastrik ülser tedavisinde kullanılmaktadır.
 Bursa’da bir müteahhit Zafer Demir, eşinin hastalığına keçi sütünün iyi gelmesi üzerine işini bırakıp besiciliğe başladı. Her gün taze keçi sütü içen multpl skleroz hastası kadın, tıbbın çaresiz kaldığı hastalıktan kurtuldu.Demir, keçilerden sağdığı taze sütü hiç vakit geçirmeden hemen eşi Halime Demir’e (42) çiğ olarak içirdi. Halime Demir'in keçi sütü sayesinde hızla iyileştiği öğrenildi.
 Multipl skleroz (MS) hastalığı beyin ve omuriliğin bir hastalığı olup, beynin görme, tedavisi mümkün değil. 2007 yılının Mart ayında görme kaybı sebebiyle eşini hastaneye götürdüğünü söyleyen Zafer Demir, "Hastanende gerekli tahliller yapıldıktan sonra MS teşhisi kondu. Doktorlar, 'Bu hastalığın tedavisi yok, ancak atak önleyici iğne kullanabilirsin. Bu ise İsrail’de üretiliyor ve 3 aylık maliyeti 7 bin lira civarında. SGK bunu karşılıyor.' dedi.
 Psikolojik tedavi ile birlikte bu iğneyi kullandık. Bir taraftan da tanıdıklarımıza bu hastalık ile ilgili tedavi yöntemlerini sorduk. Herkes farklı şeyler söyledi. Çoğunu yaptık, fakat bir netice alamadık" dedi.Amerika’da yaşayan bir akrabaları; Amerika’da keçi çiftlikleri olduğunu ve keçilerden sağılan sütlerin reçeteyle satıldığını söylediler. Anne sütüne en yakın sütün keçi sütü olduğunu ve çaresiz denecek birçok hastalığa iyi geldiğini öğrenince günlerce düşünerek, hayatımı değiştirecek kararı aldım. Keles’e gelerek keçi beslemeye başladım" diye konuştu.
 2010 yılında kullanmaya başladıkları ilaçları kesen Halime Demir, keçi sütünün çok iyi geldiğini, daha önce sık sık geçirdiği nöbetlerin artık hiç görülmediğini söyledi. Zafer Demir, “Sağdığım sütü aç karnına hemen içiriyorum. Kendim de içiyorum. Tedavisi olmaz denilen MS hastalığına ben bu yolla çare buldum. Hayatımız değişti. Fakat mutluyum, karım, çocuklarım da çok mutlu. Bunu maddi hiçbir şey sağlayamazdı” dedi.
 16. yüzyılda 1. François rahatsızlanmış ve hastalığına hiç kimse çare bulamamış. O dönemde Kanuni Sultan Süleyman’dan yardım istemişler. Kanuni kendi doktorunu ve yanında keçisini göndermiş. Keçinin sütünü veyoğurdunu her gün içen François bir süre sonra eski sağlığına kavuşmuş ve Fransa’da yoğurt, ilaç niyetine kullanılmaya başlamış.